Cumartesi, Kasım 01, 2014

Elma "Gibi" Bir Şey... (Akşehir haberi)



Söylem, mücadele alanıdır[1]. Soma’da “Fıtrat”a göndermede bulunanlar[2], Ermenek’te “Fıtrat, Takdir-i İlahi, Doğal Afet” nitelendirmesinde bulun/a/madılar. [3] “Fıtrat”a, hemen hemen her kesimden tepki gelmiş, Diyanet İşleri Başkanı da “’insanın suç ve sorumluluğunu, İlahi Kudrete yüklemek yanlıştır’ diye konuşmuştu.[4] Ermenek’te vurgu,  “kusur”, “patron” ve “devletin hesap sorması”na yapılıyordu.[5]

Gezi’de beyaz yakalıları, Soma’da ise mavi yakalıların aslında “ne kadar çok olduklarını” ve “ne kadar çok öldüklerini” gördük. Haber medyası, Soma’dan sonra, geçmişe oranla daha fazla yer verdi işçi ölümlerine. Akşehir ile, sadece “kömür karasında”, inşaatlarda ölmediğini fark ettik, işçilerin. Elma toplamaya giden mevsimlik tarım işçileri de ölüyordu. İş kazası mıydı, yoksa cinayet mi? Ya da sadece bir “kaza”? Akşehir olayını nasıl duyurdu medya?

“Katliam Gibi Kaza”

DHA ve İHA, 31 Ekim 2014 günü, “Isparta'da katliam gibi kaza” başlığıyla servis etti haberi.[6] Birçok haber sitesinde (Zaman, Sabah, Sözcü, Takvim, Birgün, Aydınlık, Yeni Şafak, Vatan) aynı başlıkla, birkaçında (Hürriyet, Milliyet) ise yalnızca “kaza” ile ilişki kuran farklı başlıklarla kullanıldı haber. DHA ve İHA’nın 1 Kasım tarihli haberlerinde[7], “katliam” gitmiş, sadece “kaza” kalmıştı ve bu şekilde yansıdı diğer haber medyasına da. AA ve Cihan Haber Ajansı, baştan itibaren “kaza” olarak gördü bu olayı.[8]

Habertürk, “Trafik Kazası Değil Katliam” (31 Ekim 2014); Takvim, “Kaza Değil Cinayet” (1 Kasım 2014), Başka haber ve Taraf, “İş Cinayeti”, Gazete Vatan, “İşçi Katliamı” (1 Kasım) başlıkları ile farklılaşırken; Sol Portal, Bianet, Emek ve Adalet gibi birkaç site de, “iş kazaları/cinayetleri “bağlamı içinde ilave bilgi verdiler.

Sorumlu

DHA’nın ayrıntılı haber metni olduğu gibi yer almadı haber sitelerinde. Yenice Köyü muhtarı ve bir dayıbaşı/işçi çavuşu ile de görüşmüştü muhabirler, o kısım kesildi (aşağıda, dipnotta bulunabilir [9]). Cinayetin sorumluları; 24 kişilik araca 46 kişi bindiren, freni sağlam olmayan araçla yola çıkan ve Jandarma kontrolünü hile ile aşan “dayıbaşı”ydı. Jandarma’nın bu araca daha önce para cezası uyguladığı, Valilik açıklaması olarak, ikinci haberde duyuruldu.[10] Ermenek’te de kurumsal iktidar, aç gözlü patronlardan şikayet etmiş, “devletin yaptırım gücünü” hatırlatmıştı. Bunun üzerine, bir yazar tarafından, aşağıdaki değerlendirme yapıldı[11]:

“Mesele şu ki, hükümet ve bakanlar, daha önceki kazada Allaha havale ettikleri sorumluluğu bu sefer “... ama ne yapalım patron kötü” diyerek patrona havale ettiler. İşi daha da ileri götürüp Davutoğlu olası yeni durumlar için de “İşçilerimizden de rica ediyorum kendi haklarının takipçisi olsunlar. Hiçbir şekilde yasal olarak onlara tanınan hakların ihlal edilmesine izin vermesinler.” diyor. Sanki, işçilerin bir lokma ekmek için, sendikasız, sigortasız, ölümüne çalışmak zorunda kalmalarında, vahşi kapitalizmin amansız sömürü koşullarında, yerin yedi kat altında veya 32 kat üstünde ölüme terk edilmelerinde hükümetin, kendilerinin hiç payı yokmuş gibi.
İşçiye şunu söylüyorlar, ölüyorsanız, bu ya Allahın işi ya da Patronun, bizim bir sorumluluğumuz yok.

Biz de diyoruz ki, peki ya siz?
Siz ne zaman kendinizi sorumlu hissedecekseniz? Ne zaman az da olsa vicdanınız sızlayacak?
Belki de bunu beklemek saflık, madencilere ne Allahtan, ne patrondan ne de iktidardakilerden bir fayda var.”
 
Beyaz ve Mavi

Gezi’de beyazı, Soma’da maviyi gördük.

Ergin Yıldızoğlu: “İşçi sınıfının en gelişkin kesimi, bugün “Gezi Parkı”nda, Tahrir Meydanı’nda, Porto del Sol’da “Occupy” hareketinde tarih sahnesine çıkan kesimdir (yeni işçi sınıfı fraksiyonu-beyaz yakalılar-h.ç.). Sosyalist partiler çalışma tarzlarını, söylemlerini, bu kesimin yalnızca diline ve kültürüne göre değil, var oluş koşullarına, mekanlarına, bu var oluş koşullarına tepki veriş biçimine göre, toplumsal reflekslerine göre oluşturmalıdırlar.”[12]

Ender Helvacıoğlu: “Omurgamız neyse, oyuz. Bugün sosyalist örgütlerin hemen hemen hepsinin tabanı klasik tanımlamayla “kentli küçük burjuvazi” diye nitelenebilecek kesimlerden oluşuyor. Bir bölümünde üniversite öğrencileri, küçük işletme sahipleri, küçük burjuvazinin biraz daha hallice kesimi diyebileceğimiz meslek sahibi insanlar, beyaz yakalılar, aydınlar ağırlıkta. Bir bölümünde ise işsizler, yarı-işsizler, hatta “lümpen proletarya” diye nitelenenler daha yoğun (Üstelik bu kesimlerin de oldukça küçük bir yüzdesinde etkiliyiz). Bu durum örgütlenme tarzımıza, eylem biçimlerimize, politikalarımıza, hatta ideolojimize bile yansıyor; belirliyor. “[13]

Beyaz ve mavi. Ve kömürün karasından, elmanın alına, yeşiline.




“Havva Caran (20), Arife Aktaş (33), Ceylan Aksoy (19), Reyhan Caran (44), Veli Can Çelik (13), Gülseren Yayla (49), Mahsude Ünsal (57), Havva Yiğit (58), Ayşegül Karataş (36), Mihri Kale (36), Ayşe Kale (33), Şerife Aksoy (58), Muazzez Balık (62), Elmas Çelik (59), Emel Arslanalp (24), Buket Keskin (26) ve Metin Arslanalp (47)”




[1][1] “Hangi türden toplumsal vurgunun üstün geleceği ve güvenilirlik kazanacağı konusunda girişilen bir toplumsal mücadele, söylem içinde egemen olma mücadelesidir.” (Hall (1994)’dan aktaran Çiler Dursun) http://www.teorivepolitika.net/index.php/arsiv/item/81-ideoloji-yaklasimlari-cercevesinde-dil-soylem-ve-siyaset

[9]Kazayı duyduklarını ve büyük bir üzüntü yaşadıklarını belirten Yenice Köyü Muhtarı Mehmet Akıncı, köy ekonomisinin elmaya dayalı olduğunu söyledi. Golden Delicious, Pink Lady, Bodur, Grany Smith türü başta olmak üzere onlarca çeşit elma üretimi olduğunu söyleyen muhtar Akıncı, 3 bin civarında işçinin köylerinde iki ay boyunca çalıştığını söyledi. Doğu illerinden de işçilerin geldiğini ve kaymakamlık tarafından hazırlanan çadırlarda kaldığını söyleyen Akıncı, "Bizim köyde sezonda 50 bin ton elma üretilir. Çadırlarda kalanların yanı sıra günübirlik Konya Akşehir, Şarkikarağaç ve Isparta'nın köylerinden yevmiyeli işçiler, araçlarla taşınır" dedi.

50 ile 60 lira arasında yevmiye ödendiğini söyleyen muhtar Akıncı, şöyle konuştu:

"Ancak 20 kişilik araçlara 40 kişi bindiriyorlar. Trafik, jandarma uyarıyor ama gizli yollardan getiriyorlar. Tabii ki fazla kazanç sağlamak için. Çavuşlar 15 ile 25 lira arasında komisyon alıyorlar. İşçiler farklı yerlerde çalıştığı için sigorta yapılamıyor. Bizim bölgeye 40 minibüs geliyor."

'GÜNLÜK YEVMİYELİ İŞÇİYE MECBURUZ'

Günlük yevmiyeli işçi çalıştırmak zorunda olduklarını söyleyen elma üreticisi Mehmet Demiray da işçileri çavuşlar yardımıyla bulmak zorunda olduklarını söyledi. "Hasat 1 ay, yemekli 45, yemeksiz 60 liradan anlaşıyor ve günlük terleri soğumadan veriyoruz" derken; konaklamalı ve sigortalı işçinin kendilerine maliyetli olduğu, tercih etmeyecekleri bir yöntem olduğunu söyledi.

'HERKES PARA KAZANMAK İÇİN YOLA ÇIKIYOR'

Bölgeye 8 yıldır Şarkikarağaç İlçesi'nin Köprü Köyü'nden işçi taşıyan işçi çavuşu Ramazan Tokgöz, her sabah 05.00'de yola çıktıklarını, 150 kilometre yol yapıp 1.5 saat yol gelip 08.00'de işe yetiştiklerini söyledi.

Üretici ile kişibaşı 60 liraya anlaşıp kendisinin 10 lira komisyon aldığını kabul eden Tokgöz, "Aracım 15 kişilik ama zaman zaman 18 kişiyi buluyor. Ne yalan söyleyeyim yola çıkanları geri çevirmiyorum. Herkes para kazanmak için yola çıkıyor ve ben de indiremiyorum" diye konuştu.

Kazada yaşamını yitiren sürücü Metin Arslanalp'ı tanıdığını söyleyen Tokgöz, kendisinin koltuk sigortalarının tam olduğunu da vurguladı.”