Pazar, Mart 15, 2015

IŞİD (ISIS/ISIL) ve Medya



"IŞİD’in interneti, özellikle sosyal medyayı çok iyi kullandığı yaygın biçimde dillendiriliyor, kabul ediliyor. Bu kabulden sonra odaklanılan sorular ise şunlar oluyor: Peki IŞİD ne yapıyor, nasıl bir strateji izliyor ve dijital medyayı tam olarak nasıl kullanıyor? Yoksa sosyal medya üzerindeki etkinliği ve gösterdiği tehdit abartılıyor mu?"

IŞİD’in interneti, özellikle sosyal medyayı çok iyi kullandığı yaygın biçimde dillendiriliyor, kabul ediliyor. Bu kabulden sonra odaklanılan sorular ise şunlar oluyor: "Peki IŞİD ne yapıyor, nasıl bir strateji izliyor ve dijital medyayı tam olarak nasıl kullanıyor? Yoksa sosyal medya üzerindeki etkinliği ve gösterdiği tehdit abartılıyor mu?" Söz konusu örgütün “resmi” haber hesapları, web sitesi, Google Play store’dan kaldırıldığı söylenen[1] bir Android uygulaması (Dawn of Glad Tidings, veya sadece Dawn) ve dijital dergisine (Dabıq) ek olarak yüzlerce “hayran” hesabı var. IŞİD’in Twitter, YouTube, Instagram ve ask.fm gibi sitelerdeki hesapları üzerinden üyelerin “sahada” takip edildiği, medya mensuplarının sorularına cevap aldığı, gruba katılmak isteyenlere bilgi verildiği belirtiliyor. Stratejinin ardında ise bu sitelerde yüzlerce yeni hesap açan, etiket ve görsel malzeme kullanan, photoshop ve montajlama programlarına hakim, aralara Arapça dini sözcükler sıkça serpiştirseler de anadilleri İngilizce olan kişiler olduğu öne sürülüyor. Twitter ve YouTube her gün birçok hesabı askıya alıyor ve içerik siliyor, ancak devletlerden ve kişilerden gelen taleplerin tümünü hiçbir zaman karşılamıyor.[2] Facebook, çok popüler olan bir IŞİD sayfasını kapatıyor, IŞİD üç yeni sayfa açarak cevap veriyor.[3] Christian Fuchs’a göre yaşanan olaylar, 21. yüzyıldaki savaşların ve çatışmaların sadece insanların ölmesine neden olan silahlarla yapılmadığını ayrıca internet ve medya kanalıyla sembolik, psikolojik ve iletişim savaşlarının verildiğini de gösteriyor. Enformasyon savaşları fiziksel savaşları tamamlıyor.[4]
Yoğun görüntü ve içeriklerle sosyal medyayı dev bir propaganda platformuna dönüştürdüğü[5] ifade edilen IŞİD ve onun medya etkinliği konusunda neredeyse her gün bir haber yayımlanıyor. Newsweek dergisinin Twitter hesabına düzenlenen siber saldırıda, IŞİD yanlısı mesajlarla birlikte ABD Başkanı Obama ve ailesine yönelik tehdit mesajları paylaşılıyor.[6] Hacker grubu Anonymous, örgütle bağlantılı binden fazla sosyal medya hesabı ve internet sitesini hacklediğini açıklıyor.[7] Der Spigel, "Kalifat live" adıyla yayın yapacağı belirtilen bir IŞİD televizyonundan söz ediyor, hatta IŞİD’in televizyon kanallarının yanı sıra 3 ayrı radyoyu da yayına sokma hazırlığında olduğunu iddia ediyor.[8] Alman gazetesi Bild’in haberine göre IŞİD, kendi Facebook’unu (5elafabook) oluşturuyor ve  bu site sayesinde Batılı sosyal medya ağlarının sansüründen kurtulmayı amaçlıyor.[9]
IŞİD ve medya konusunun, özellikle Batı’lı hükümetleri, daha çok, örgüte Batı’dan katılanların giderek artması ve bu savaşçıların bir gün yeniden ülkelerine dönecek olması açısından ilgilendirdiği görülüyor. İngiltere’de Dışişleri Bakanı William Hague, ülkesinden IŞİD’e gerçekleşen katılımların endişe verici boyutta arttığını açıklıyor.[10] Fransa Başbakanı Manuel Valls, kendisiyle yapılan bir görüşmede, Irak ve Suriye’deki IŞİD teröristleriyle yan yana savaşan Avrupalıların sayısının, önümüzdeki yaz mevsimine kadar 5.000’e, 2015 yılı sonuna doğru 10.000’e ulaşacağını söylüyor. Irak ve Suriye’de IŞİD için çarpışan 20.000 yabancı savaşçının olduğu hesap ediliyor ve bu, örgütün özellikle gençleri hedefleyen sosyal ağlardaki yoğun propagandayla, hemen hemen dünyanın her yerinden binlerce insanın kendi saflarına katılmasını sağlamada başarılı olduğunu gösteriyor.[11]
Video
IŞİD, 2012 yılında Suriye’de kaçırılan Amerikalı gazeteci James Foley’in kafasını nasıl kestiğini gösteren video gibi, işlediği cinayetlerle ilgili fotoğraf ve videoları internette yayımlamaya aralıksız devam ediyor ve bu amaçla sadece YouTube ve Twitter’ı değil, dünyada en çok erişilen 8500 sayfadan biri olan, görüntü ve metin paylaşımına olanak sağlayan justpaste.it gibi yeni platformları da kullanıyor.[12] Savaşırken, ele geçirdikleri bir şehre girerken, keskin nişancının dürbününden birisini hedef alırken veya ellerindeki insan ve silah gücünü göstermek için sokaklar boyunca konvoylarla tur atarken çekilen ve İngilizce altyazı ile yayımlanan videolar; çekimdeki, bilgisayar efektlerindeki, arka plan müziklerindeki ve montajdaki kaliteyle sanki bir Hollywood yönetmeninin elinden çıkmış gibi. Örgütün, bilgisayar oyunları ve filmlerin gençler üzerindeki etkisinin farkında olduğu, propaganda videolarında bu alanlardan oldukça yararlandığı ileri sürülüyor. CNN’in IŞİD videolarını ve Hollywood filmlerini karşılaştırdığı bir haberinde, örgütün bir videosunun Amerikan yapımı ve Oscar Ödüllü ‘Zero Dark Thirty’ filminden karelerin, diğer bir videosunun ise yine Amerikan yapımı ve Oscar Ödüllü ‘Ölümcül Tuzak’ filminden karelerin çok benzerlerinin yer aldığı ifade ediliyor.[13] Al Jazeera'ye konuşan ABD’li teknoloji uzmanı Carmi Levy’ye göre, kalite anlamında IŞİD’in online üretimi, El Kaide gibi benzer grupların “kötü çekilmiş, karıncalı ve karmakarışık montajlanmış videolarına kıyasla dev bir adım” ve bunun sebebi de, silahlı örgütün “teknolojinin demokratikleşmesinden” yani DSLR kameraların, kullanımı kolay montaj programlarının ve gerekli internet bant genişliğinin kitleler için ulaşılabilir hale gelmesinden faydalanmış olması.[14]
Sosyal medya
IŞİD, kimi uzmanlarca Twitter’ı en iyi kullanan terör örgütü ilan ediliyor, zira örgüt sosyal medya stratejisiiyle bir anda internette de ana gündem maddesi olmayı başarmış durumda. Bu stratejinin en önemli enstrümanı, benzerleri DELL gibi şirketler ve devlet organları tarafından da kullanılan[15], yarattıkları Arapça bir Twitter uygulaması olan ‘The Dawn of Glad Tidings’ veya sadece ‘Dawn’. Bu uygulama, kullanıcıları tarafından örgüt hakkında en son haberleri alabilecekleri yer olarak lanse ediliyor, yüzlerce kullanıcı uygulamaya internet üzerinden kayıt oluyor ya da Google Play mağazasından uygulamayı cep telefonlarına indiriyorlar. Uygulama indirildiğinde program kişilerden birçok özel bilgiye ulaşmak için izin istiyor. Kabul edildiğinde ise kişinin adına tweet atma gibi daha birçok özel bilgilere erişim hakkı sağlanıyor.[16] Bu uygulamayla IŞİD, kullanıcıları adına fotoğraf ve videolu tweet’ler atıp, hashtag kampanyaları yürüttü. Bu sayede uygulamayı kullananların da IŞİD’in sosyal medyadaki birer neferi olması sağlandı. Twitter’dan spam’yememek için belli bir algoritma ve zamanlama gözetilerek atılan tweet’ler sayesinde IŞİD, neredeyse etkili olduğu her bölgede en çok konuşulanlar’ arasına girdi. IŞİD’in Musul’u aldığı gün yaklaşık 40 bin tweet atıldı ve bu tweet’ler iki saatte bir gönderilerek spam’lenme tehlikesi yaşamadı. The Atlantic’ten J.M. Berger, Musul’un ele geçirildiği gün Twitter’da bir anda Şimdi Bağdat’a geliyoruz” yazılı fotoğrafların patlamasının ve bir anda aramalarda da en üst sırada çıkmasının bu uygulama sayesinde olduğunu belirtiyor. Uygulama Twitter tarafından engellenmiş olsa da farklı yöntemlerle hâlâ aktif olarak çalışabiliyor.[17]
Bu uygulama IŞİD’in Twitter oyunlarından sadece biri olarak görülüyor. Bir diğeri ise IŞİD’in kullanıcılarını günün belirli saatlerinde yüzlerce hatta binlerce hashtag atmaya teşvik ederek, sosyal medyada trend olmayı çalışması. Bu yaklaşım sayesinde, o günün trend olan hashtaglerini tweet eden bir Arap Twitter hesabı olan @ActiveHashtags’in sonuçlarıyla da oynamasına sebep oluyor. IŞİD kendi hashtagini @ActiveHashtag’a hesabına paylaştırdıktan sonra atılan her tweet için 72 retweet alarak IŞİD in daha fazla da trend olmasını sağlıyor. [18] Örgüt, yaz futbol oyunları sırasında #worldcup2014 hashtagi, ABD Başkanı Obama hava saldırılarını onayladıktan sonra, #MessageFromISIStoUS hashtagi kullanarak  online savaş yürütüyor.[19]  Örgütün en çok ilgi çeken sosyal medya çağrısı ise ‘IŞİD’e Destek İçin Bir Milyar Müslüman’ adlı kampanya oluyor. Dünya çapında tüm destekçilerine Cuma günleri kendilerine destek veren sloganların bulunduğu fotoğrafları Facebook ve Twitter üzerinden paylaşma çağrısı yapan örgütün davetine birçok farklı ülkeden paylaşımlarla destek geliyor.[20]
IŞİD aynı zamanda odak-grubu mesajlarını ve reklam konseptlerini de kullanmaya başlıyor. Tüm bu aktiviteler sayesinde IŞİD’in internette oldukça yüksek bir destek grubu var gibi gözüküyor ama bu göründüğünden daha az da olabilir. Bütün bunları, Amerikalı sosyal medya gurularını utandıracak derecede iyi hazırlanmış kampanyalarına borçlu oldukları söyleniyor.[21]
4 Mart 2015 tarihinde, “Takva Haber” sitesinde, IŞİD’in kendisine Batı'dan katılmak isteyenler için 50 sayfadan oluşan bir el kitabı hazırlayarak, internetten dağıttığı haberi yer alıyor. Haber metninde, bu el kitabından bazı kısımların Türkçe’ye çevrilerek verildiği görülmekte.[22] Bu el kitabının İngilizce versiyonu da internette rahatlıkla bulunabilmekte, “terörizmi izleme” sitelerinde yer almakta.[23] Bu el kitabı incelendiğinde, Twitter’ın, örgüt üyeleriyle haberleşme ve örgüte katılımın yönetilmesi bakımından en önemli ortam olma özelliğini korumaya devam ettiği görülüyor.
Ağustos 2014 ayında, sosyal medya takipçisi Recorded Future’ın eş kurucusu olan Staffan Truve ve onun takımı İŞİD hakkında pozitif olarak bahseden 27.000 Twitter hesabı saptadı. Ayrıca toplamda 700.000 hesabın terörist grup hakkında tartıştığından yola çıkarak İŞİD’in abartılı reklamlarının da başarıya ulaştığını buldular.[24] Brookings Enstitüsü’nün yakın tarihli bir raporuna (The ISIS Twitter Census) göre ise, IŞİD’i destekleyen en az 46.000 Twitter hesabı bulunuyor. Ancak, hesap sayısı bu kadar çok olsa da, aslında IŞİD’in sosyal medya başarısını sağlayan daha az sayıdaki (500 ile 2000) küçük bir hiperaktif kullanıcı grubu. Çünkü bu kullanıcılar her gün yaklaşık 545-2.000 tweet atıyorlar. Yani 46.000 hesaptan daha önemli olan bu küçük ama aktif kullanıcı kitlesi. Tweetlerin çoğu Arapça, beşte biri İngilizce. Her hesabın ortalama 1.000 takipçisi var ve bu sayı sıradan bir hesaba göre oldukça yüksek bir sayı. Bu hesapların, ağırlıklı olarak 2014 yılında oluşturulduğu belirtiliyor. [25]
Dergi
DABIQ adıyla yayımlanan ve 8.sayıya ulaşan dergi çevrimiçi olarak okunabiliyor ve PDF olarak indirilebiliyor. Takva Haber sitesinde bu derginin bazı sayılarının Türkçe versiyonları da yayımlanıyor: “ İslam Devleti’nin resmi yayını Dabıq Dergisinin 5. sayısını ilginize sunuyoruz.”[26] Dabıq dergisinin ayrıca incelenmesi gerekiyor.
Uzmanlar
King’s College Üniversitesi’nde Radikalleşme Çalışmaları Merkezi direktörü Peter Neumann; IŞİD’in en büyük farkının, İngilizce konuşan militanlarının ve kendi medyalarının olması olduğunu belirterek, böylece koydukları her bilginin online olarak yayıldığını dile getiriyor.[27] Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA, yıllardır Amerika’nın terör listesinde bulunan Ahmed Ebu Samra’nın IŞİD teröristlerinin sosyal medyadaki reklam ve tebligat sorumlusu olarak tanıtıldığını duyuruyor. IŞİD teröristlerinin bilgisayar uzmanı ve şu an 32 yaşında olan Ebu Samra Fransa'da doğmuş ve Amerika’da Bilim teknolojisi dalında eğitim almış.[28] IŞİD'i destekleyen İngilizce tweetler paylaşan ve Suriye'deki cihatçılar arasında oldukça popüler olan bir kişinin daha kimliği açıklanıyor ve “doğrudan örgüte bağlı olmayan, IŞİD sempatizanı @ShamiWitness lakaplı kişinin Hindistan'da bir şirket yöneticisi olduğunun öğrenilmesi, aslında örgütün sosyal medya operasyonlarının ne kadar merkeziyetçilikten uzak olduğunu gösterdi” deniliyor. Londra'daki King's College'a bağlı Uluslararası Radikalleşme Çalışmaları Merkezi'nin araştırmasında göre, @ShamiWitness’ın en çok cihatçı propaganda yapan hesap olduğu ifade edilmiş ve Suriye'de savaşan yabancılarca takip edildiği belirtilmişti. Channel 4 News kanalı tarafından kimliği açıklanan @ShamiWitness'ın arkasında, "Asya'nın Silikon Vadisi" olarak da anılan Bangalore'daki bir şirketin yöneticisinin olduğu dile getiriliyor. Kim olduğunun açıklanmasından sonra @ShamiWitness hesabını kapatıyor. Ancak sosyal medyadan ayrılışının IŞİD'in mesajını yayması konusunda fazla olumsuz etki yaratmayacağı savunuluyor.[29]
Açık İstihbarat
Sabah gazetesinde yer alan habere göre, Batı medyasında, IŞİD üyelerinin sosyal medyayı çok iyi ve etkili kullandığı yönünde çok sayıda haber çıkmakta. Bu övgülerin ardındaki maksat daha yeni yeni anlaşılıyor. Suriye'ye giden yabancı savaşçıların hareketlerini gözlemleyen Kanadalı sosyal medya kuruluşu Ibrabo, IŞİD'in kalesi Rakka'nın Et-Tabaka semtinden art arda 45 tweet atan IŞİD mensubunun düzenli olarak gittiği evlerin lokasyonunu kayıt altına alıyor. Kanada, Fransa ve diğer Batı ülkelerinden Suriye ve Irak'a gelen kişilerin sık sık “lokasyon bilgilerini ifşa etme” gibi hatalar yaptığına dikkat çeken Ibrabo, sosyal medya üzerinden "IŞİD hakkında kritik istihbarat bilgilerinin toplanabileceği" görüşünde. Suriye'nin Rakka şehri geçtiğimiz aylarda rejim ve ABD öncülüğündeki koalisyonun artan bombardımanlarına maruz kalıyor. Bu artışın ardında elde edilen istihbaratın etkili olduğu kaydediliyor. Bu istihbarat kaynaklarından biri de yabancı IŞİD militanlarının attığı tweetlerdeki lokasyon bilgisi.[30]

Engelleme
Downrange isimli takım tarafından, sahte hesaplar oluşturularak, IŞİD destekçilerinin kullandığı 250 Twitter hesabı izleniyor ve tespit edilenlerin yarıdan fazlası askıya alınıyor, siliniyor veya bloke ediliyor.[31] Buna karşı IŞİD, sosyal medya hesaplarını sık sık yasaklayan Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey’i ve çalışanlarını ölümle tehdit ediyor.[32] Aslında IŞİD sempatizanı bireylerin ve medya gruplarının Twitter hesapları düzenli olarak kapatılsa da, birçoğunun Twitter'da varlığını sürdürmek için izlediği bir dizi taktik var. Örneğin sürekli isimlerini, fotoğraflarını değiştiriyorlar ya da yedek hesaplar açıyorlar. Tüm engellemelere rağmen, örgüt mesajını dışarı ulaştırmayı başarıyor. Bunun nedeni olarak IŞİD'in sosyal medyadaki merkezi olmayan gücünün becerikliliği, kolay uyum sağlayabilmesi ve esnekliği gösteriliyor. IŞİD'in 2014 Haziran ayında Irak ve Suriye'de geniş bölgeleri ele geçirmesi üzerine Twitter yönetimi Temmuz ayında örgüte ait resmi hesapları askıya almıştı. Ardından internetteki "Diaspora" ve "VKontakte" gibi sosyal iletişim sitelerinde de IŞİD'in baş kesme görüntülerini paylaşan hesaplar kapatılmıştı. O zamandan bu yana IŞİD, gizli kanallar yoluyla video ve görsellerini yayıyor. Örgütle gevşek bağları olan ancak örgüte sempati duyan bireylerin takip ettiği medya grupları, sosyal medya aracılığıyla bu malzemeleri takipçilerine ulaştırıyor. Ayrıca YouTube ve diğer video paylaşım sitelerinden kaldırılan videolar yeniden yükleniyor.[33]
Fuchs, IŞİD’i sansürlemeye yönelik teşebbüslerin internetin doğasını anlamadığını söylüyor. İnternet üzerindeki enformasyon tüm dünyada kolay, hızlı ve ucuz bir şekilde kopyalanabilir ve yayılabilir. Enformasyon tüketim ile bitmez ve insanları tüketiminden veya kopyalanmasından uzak tutmak zordur. IŞİD barbar görüntülerini ve videolarını farklı platformlara farklı hesaplarla yüklüyor ve kısa bir sürede sanal alan aracılığıyla binlerce kopya dolaşıma giriyor. Enformasyonunun özelliği göz önüne alındığında, çevrimiçi enformasyonu (bu gibi siyasi görüşleri) sansürlemek imkansız ve yeldeğirmenine saldırmak gibidir: “Bu sansürler esasında internetin doğasını anlamıyor ve dünyanın toplumsal ve politik sorunlarının gözetim ve sansür ile çözülebileceğini düşünen sağ-kanat ideolojik ilüzyon içerisinde kapana kısılmış haldeler. Daha çok sayıda platform ve siyasetçi IŞİD’i sansürlemeye çalıştıkça, daha korkutucu görüntüler ve videolar yayılacak.” [34]
Engelleme konusu, bir yandan da ifade özgürlüğü tartışmasına yol açıyor. Bazıları bu şekilde askıya almaların ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini söylerken, bazıları da bu şiddet görüntülerinin aşırı tutucuları IŞİD’i desteklemeleri için teşvik edebileceği konusunda hem fikirler. [35] Amerikan Fox News televizyonunun Ürdünlü pilotun IŞİD tarafından yakılarak öldürüldüğü anın görüntülerini yayımlaması medya etiğine ilişkin yeni bir tartışma başlatıyor. CNN, söz konusu videoyu internette ve televizyonda yayımlamama kararı almasının nedenini “IŞİD'in propagandasının yayılması ne ABD'nin ne de medyanın menfaatine olur” şeklinde seyircilerine anlatıyor. Söz konusu videoyu hiç değiştirmeden internette yayınlayan tek ABD yayın kuruluşu olan Fox News ise kararı şu sözlerle gerekçelendiriyor: “Uzun bir süre düşündükten sonra, kullanıcılarımıza IŞİD'in barbarlığını kendi gözleriyle görmeleri fırsatını vermek istedik. Bu bize görüntülerin acımasızlığından çok daha önemli geldi.” Ancak Fox News kanalı geçen yıl gazeteci James Foley ile Steven Sotloff'un infaz anına ilişkin görüntüleri yayımlamama kararı almıştı. O dönemde Haber Müdürü Michael Clemente, “Sağlıklı insan aklıyla hareket etmeye çalışıyoruz. Gerekli olanın dışındakini göstermeden insanların neler yaşandığı konusunda bilgilendirilmesini hedefliyoruz" açıklamasını yapmıştı.[36]
Brookings Enstitüsü raporuna göre sosyal medya hesaplarının askıya alınması, IŞİD’in sosyal medyadaki etkinlik alanı ve erişimin sınırlanması üzerinde somut bir etki yapmaz, fakat yeni riskler ortaya çıkarır, çevrimiçi destekçileri izole eder. Bu, network’e girmeyi becerenlerin radikalleşme yoğunluğu ve hızını artırır ve radikalleşmeyi ortadan kaldırmaya yönelik organik sosyal baskıyı engeller. Onların, Twitter gibi dinsel, sosyal ve politik bakımdan çok farklı kişileri bir araya getiren medya platformunun bir parçası olarak kalmaları halinde, sosyal medya kullanıcılarını radikallikten uzaklaştırma girişimleri çok daha başarılı olabilir.[37]
Radikal bir öneri ise kapatma. IŞİD’in sosyal medya mesajlarının önünü kesmenin tek kesin yolunun interneti “kapatmak” olduğu da öne sürülüyor. Nitekim Irak, IŞİD’in ilerleyişinin hız kazandığı Haziran ayında Facebook, Twitter, Skype ve YouTube gibi sosyal sitelere girişi engellemişti. İletişim Bakanlığı, ülkenin en büyük beş internet servis sağlayıcısından (ISP) Anbar, Diyala, Kerkük, Selahaddin ve Ninova illerine erişimi tamamen kesmesini istemişi. Bu bölgeler merkezi otoritenin o noktada zaten kontrol edemediği yerlerdi. Ancak interneti kökünden kapamak sadece IŞİD’i değil, seslerini dışarıya duyurmak isteyen sıradan insanları da dünyadan koparmak anlamına geliyor ve tabii ki geçerli bir çözüm değil.[38]
Karşı-Propaganda
CIA’nin hesabına göre, 2014 Eylül itibariyle, IŞİD’in 20.000 ile 31.500 arasında savaşçısı var. IŞİD’e özellikle Batı’dan katılımın artması/gündeme gelmesi üzerine harekete geçen ABD Hükümeti, New York Times’ın haberine göre, IŞİD’in sosyal stratejisine karşı atağa geçmek, Arap müttefikleri, müslüman akademisyenler, yerel topluluk liderleri ile birlikte ve Teröre Karşı Stratejik İletişim Merkezi (Center for Strategic Counterterrorism Communications) vasıtasıyla sosyal medyada karşı-mesaj üretilmesi/yayılmasını istiyor. Uzmanlar geç bile kalındığını söylüyor, bunun doğrudan ABD değil de yerel dini liderler üzerinden yapılmasının daha etkili olacağı tavsiyesinde bulunuyorlar. RAND Corp. analisti, 8 yıl Irak’ta bulunan Rick Brennan, Iraklılardaki ABD algısının nefrete varan bir olumsuzluk taşıdığını, ABD’yi istilacı-işgalci olarak gördüklerini ve bu saatten sonra ne yapılırsa yapılsın bunun değiştirilemeyeceğini düşünüyor.[39] Başka bir haber daha ayrıntılı. Beyaz Saray, IŞİD gibi grupların çevrimiçi faaliyet ve mesajlarıyla mücadele etmek için teknoloji şirketleriyle işbirliği içine giriyor. Buna göre Hükümet sosyal medya şirketleri yanında, hükümetlerle (örn. Birleşik Arap Emirlikleri), sivil toplum ve dini liderlerle birlikte çalışan ve şiddet görüntü-anlatısını gözden düşüren ve pozitif alternatifleri yükselten içerikler/karşı söylem geliştirmeyle görevli “teknoloji kampları” örganize edecek.[40] Buna benzer bir çalışma da geçen yıl yapılmış, basına, “Avrupa Birliği üyesi devletlerin büyükleri ve teknoloji firmalarının bir araya geleceği, IŞİD gibi radikal örgütlerin internet üzerinden örgütlenmesini engellemek için yapılabilecekleri konuşacakları özel bir yemek düzenleneceği şeklinde yansımıştı.[41]
İngiliz üniversitesi King's College'in Savaş Araştırmaları Bölümü’nde "Medya ve Savaş" konulu ders veren Dr. Peter Busch’a göre, hükümetlerin karşı propaganda yapma çabaları var, ancak bu o kadar kolay değil. Sosyal medyadaki dağınık iletişim ağı içerisinde kimleri takip etiğiniz çok önemli."[42]
Fuchs, sosyal medyanın, milyonlarca takipçiye sahip eşik bekçilerinin dikkate ve görünürlüğe hükmettiği çok katlı bir kamusal alan olduğunu hatırlatıyor. Sosyal medyadaki başlıca eşik bekçileri ve oyuncular ünlüler ve geleneksel medya. Bazı örnekler: Twitter şirketinin hesabı @twitter’ın 31 milyondan fazla takipçisi, The New York Times’ın hesabı @nytimes’ın yaklaşık 13 milyon takipçisi, BBC’nin hesabı @BBCBreaking’in yaklaşık 11 milyon takipçisi, the Guardian’ın hesabı @guardian’ın 2.5 milyondan fazla takipçisi, @Channel14News hesabının 400 binden fazla takipçisi vs. bulunmakta. İnternet ekonomisi sadece bir enformasyon ekonomisi değildir, aynı zamanda bir dikkat ekonomisidir. Savaşlar ve çatışmalar alanların kontrolü ile ilgilidir. Bunlar, fiziksel alanların ve enformasyon alanlarının kontrolünü ele geçirme savaşlarıdır. Batı’nın dikkatini ağırlıklı olarak bir tarafa odaklaması sadece tek boyutlu değildir, aynı zamanda bu tarafın iletişim gücünün takviye edilmesi ve yükseltilmesidir. Şimdi farklı iletişim stratejileri, medya haberleri ve enformasyon siyaseti geliştirmenin tam zamanıdır.[43]
Farklı bakışlar
Demos - Sosyal Medya Analizi Merkezi’nin direktörü Jamie Barlett, grubun online maharetinin “abartıldığı” görüşünde: “Koordineli bir şekilde çalışarak, kendilerine verilen desteği olduğundan fazla göstermeyi başardılar.” Sosyal medyadaki görünürlüklerine rağmen, grubun kapasitesini ölçmeye yarayacak parametreler halen internet-dışı mecrada bulunuyor; “Finansal kaynaklar, organizasyon yapısı ve teknik bilgi her şeyden daha önemli” diyor Bartlett.[44]
Sosyal medya şirketleri her cinayet belgesini kaldıramadığı gibi her olaya da aynı hassasiyetle yaklaşmıyor. İsrail’in Gazze saldırısının başlangıcından beri bebek ve çocuklar dahil olmak üzere öldürülen sivillerin fotoğraf ve videolarını birçok platformda görmek mümkün. Kassam Tugayları hesapları Twitter tarafından kapatılıyor; ancak sürekli yenileri açılıyor. İsrail ordusunun propaganda hesabı saldırıların videolarını yayımlıyor. Irak’taki peşmerge güçlerinin öldürdükleri IŞİD üyelerinin kanlı cesetlerinin fotoğraflarını yayımladıkları Instagram hesapları var.[45]
Haksöz Haber sitesinde yayımlanan yazısında Murat Özer, IŞİD’in tarihi eserleri ve kütüphaneleri yok ettiği konusunda şüphelerini dile getiriyor: “Kültürel mirasının savaşlarda dahi korunması “Silahlı Çatışmalarda Kültürel Mirasın Korunması” adıyla 1954’te Hollanda’nın Lahey kentinde imzalanan bir konvansiyonla hukuki olarak teminat altına alınmıştır. Bu anlaşmaya ABD ve İngiltere imza koymadılar. Oysa ki, 19. yüzyılın başından bu yana bu iki devletten daha fazla hiçbir ülke istilacı olmamıştır. IŞİD'in tahrip ettiği heykellere gelince, Musul'un eski valisi yaptığı açıklamada tahrip edilen eserlerin alçıdan yapılmış röprodüksiyonlar olduğunu söyledi. Yani eserler asıllarının kopyalarıydı. IŞİD militanlarının bundan haberi var mıydı, bilinmez. O kişiler IŞİD militanı mıydı? Yoksa daha önce çalınan envantere kayıtlı eserleri daha kolay pazarlayabilmek için üretilmiş bir mizansen miydi, şimdilik bilmiyoruz. Bildiğimiz bir gerçek var ki o da; tarihimize, mirasımıza, kültürümüze ve sanat eserlerimize asıl düşmanlık edenlerin, üzerine kasıtlı olarak projeksiyon tutulanlar değil; o projeksiyonu ellerinde tutarak gerçek hırsızı saklamaya çalışanlar olduğudur.”[46] Aynı sitede, Yezidilerin katliamı da şüpheyle karşılanıyor: “Irak’ta Yezidi’lerin katliama uğratıldığı yalanı, tıpkı bizzat Barzani ekibi ve uluslar arası gözlemcilerin propaganda olduğunu ortaya çıkardıkları, Rojava’da katliam yapıldığına dair PKK medyasının ortaya attığı yalan kadar hayalidir. Şimdiye dek katliam yapıldığına dair hiçbir görsel paylaşılmadı, hiçbir yaralanan ya da katledilen insanın resmi gösterilmedi ve hiçbir yıkılan ev basında yer bulmadı.”[47]
Başka bir İslami sitede ise IŞİD eleştirilmekte ve şöyle denilmekte: “Bu cemaat ve tabileri sahada Cihad amelini ifsad etmeye çalıştığı gibi, Medya kolları da ürettikleri dezenformasyon ile Ümmet içerisinde tefrika ve fitne çıkarmakta. IŞİD tarafından ümmetin en hayırlıları olan emir ve alimlere suikastler düzenlemektedir. Bu da yetmezmiş gibi bu azgınlar onlar aleyhine yalan ve saptırıcı haberler yayarak, Ümmet içerisindeki güven ve itibarlarını yok etmeye çalışıyorlar. Bu fitnenin Türkiye ayağı olan yalan ve saptırıcı haberleri ile meşhur Takva haber ekibi bildiğiniz üzere kendi içlerinde birbirlerini tekfir ederek ve hırsızlık ile suçlayarak ayrılmıştı. Ardından üçe bölündüler. Bu bölünmenin meydana getirdiği sözde haber sitelerinden biri de alimlerimize ve emirlerimize yönelik hakaret ve iftiraları ile meşhur Defne BAYRAK’ın editörlüğünü yaptığı islamicstate.media (İslam Devleti Medya) adlı haber sitesi.”[48]
IŞİD üzerinden cihad ve hilafet kavramlarına yönelik bir dezonformasyon yürütüldüğü de iddia edilenler arasında : “Bu çerçevede medya; can, mal ve ırzını kâfirlerin tasallutundan korumanın ve İslâmî daveti diğer beldelere taşımanın adı olan cihadı kötülediler. (…) terör ile ilişkilendirdiler. Nefret edilen bir Hilâfet oluşturarak, toplumların dimağında henüz canlılığını koruyan ve Sahabenin örnekliğini hafızasında canlı tutan Müslümanların gönül dünyasında Hilâfeti yıkmaya çalıştılar.[49]
Sonuç
IŞİD’in medya olarak varlığı öyle yaygın ve başarılı bulunuyor ki, bir örgüt olarak IŞİD ile bir medya fenomeni olarak IŞİD’i birbirinden ayırmanın neredeyse imkansız hale geldiği söyleniyor. Ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: IŞİD, mevcut iletişim teknolojisi ve dijital medya platformlarını, bu konuda uzman olan destekçileri sayesinde çok iyi kullanıyor. Buna karşı başta ABD olmak üzere hükümetlerce sınırlı engelleme ve karşı propagandaya dayalı bir mücadele yürütülüyor. Engellemenin sınırlılığı bir yandan teknolojiden diğer yandan destekçileri izole etmek istememekten kaynaklanıyor. Zira IŞİD’in medya etkinlikleri, aynı zamanda bir “açık istihbarat” olanağı sunuyor. Sınırlı da olsa engellemenin olumsuz etkileri karşısında IŞİD, kendi dijital platformlarını kurma (mesela alternatif facebook: 5elafabook) çabasına girişiyor.
IŞİD’in sosyal medya başarısını abartılı bulanlar; paylaşım ve takipçi sayısının çokluğunun aldatıcı olabileceğine, içerik üretimi ve dolaşım bakımdan çok aktif olan kullanıcı sayısının küçüklüğüne işaret ediyor.
Burada gözden kaçmaması gereken beş nokta var. Birincisi IŞİD, El Kaide’nin geçmişteki, uzun yıllar içinde oluşturduğu web deneyimi/mirası üzerine oturuyor ve bu mevcudiyete dayalı sanal toplulukları kullanıyor. İkincisi, örneğin Irak’ta olduğu gibi, IŞİD’in savaştığı bölgelerdeki diğer aktörler (hükümetler, gruplar) yeni medyanın (internet, sosyal medya) kullanımı bakımından yetersiz kalıyorlar. [1] Üçüncüsü, IŞİD’in, ABD’nin seçim kampanyalarında adayları ve şirketlerin ürün ve hizmetlerini pazarlamak için kullanılan sosyal medya teknikleri ve hash tag aldatmacalarının aynısını kullandığı hususu. Yani IŞİD’in kullandığı teknikler yeni değil. Dördüncüsü, büyük medya (ana akım TV ve gazeteler) ve hükümetlerin, IŞİD krizini, devlet sansürü/gözetimi ve medya tekellerinin çevrim içindeki farklı fikir ve söz çokluğunu/çoğulluğunu elimine etmek için kullanmaları, “gerekçe”lendirmeleri. Ve son olarak, IŞİD ve medya konusunun IŞİD’in anlaşılmasından bağımsız olmayışı, yani IŞİD ne kadar kompleks bir konu ise, IŞİD ve medya ilişkisinin de o kadar kompleks olduğunun ihmal edilmemesi. IŞİD’in sosyal medya başarısı üzerinden araçsal ve güvenlikçi yaklaşımı yansıtan bir anlatı kurularak ne IŞİD ne de IŞİD ile medya ilişkisi anlaşılamıyor.
Fransa’da, facebook yoluyla 14 yaşlarındaki bir Fransız genç kızı IŞİD’e katılmaya ikna etmekle suçlanan bir kişi hakkında açılan davanın görülmeye başlanacağı[2] haberi, engelleme ve karşı-propaganda yaklaşımının yanında ve daha işlevsel biçimde hukuki zorun işlediğini hatırlatıyor. IŞİD ile fiziki olarak, sahada, savaşıldığı gibi dijital ortamda da mücadele edildiği izlenimi verilmeye çalışılıyor. Fiziki alanda Batı’nın (özellikle ABD’nin) sahaya ne zaman ve ne ölçüde girdiği hatırlandığında, dijital mücadelenin de “nasıl, ne ölçüde” yürütüldüğü soruları ortaya çıkıyor. Ayrıca neden sorun “sadece” güvenlikçi bir yaklaşımla ve önleme/yok etme üzerinden ele alınıyor? Neden istediklerinde neler yapabildikleri bilinen “teknolojinin sahipleri”, muktedirler, teknolojinin ulaşılabilir olması/demokratikleşmesi gibi gerekçeleri öne sürüp, “istiyoruz ama önleyemiyoruz” söylemini kullanıyorlar? Neden kimi İslami siteler sadece Batı eleştirisi ve dezonformasyon söylemine tutunup bir yandan da IŞİD'in katılımcılara hitaben hazırladığı el kitabından bölümleri Türkçe'ye çevirip "ilgililere" diyerek dolaşıma sokuyorlar?
 …
PDF




[41] http://www.dipnot.tv/sosyal-medya-devleri-ile-ulkeler-iside-karsi-omuz-omuza/78194/