Cumartesi, Nisan 04, 2015

İHA'yı (İnsansız Hava Aracı) Psikanalitik Olarak Düşünmek

Korkunun görebildiğimiz ya da duyabildiğimiz bir şeye yani bir nesne ya da durum gibi gösterilebilir bir şeye yönelik olduğu düşünülür. Korku böylelikle dile gelebilen bir şey olur ve biz, örneğin, “karanlıktan korkuyorum” ya da “havlayan köpeklerle karşılaşmaktan korkuyorum” diyebiliriz. Kaygıyı ise genellikle nesnesiz bir korku hali gibi algılarız, bizi kaygılandıran şeyin ne olduğunu kolay kolay söyleyemeyiz (Salecl, 2014, s.283)

Prelüd: 
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği İHA’ların insan toplulukları üzerinde yarattığı olumsuz etkiler ve korku atmosferini- [bunu militer teknolojilerin yarattığı “atmosferik terörizm” olarak da okuyabiliriz] (Sloterdijk, 2009)- tartışmaya açmış ve mevcut durumun “yaşam hakkını” ihlal ettiği yönünde hükme varmıştır (Ohchr.org, 2014).
İHA’yı yeniden tanımlamak:
İHA ya da İnsansız Hava Aracını, birincil (doğrudan) pilotaj gereksinimi duyulmadan uzaktan komuta edilebilen ileri teknoloji bir hava aracı olarak tanımlayabiliriz. İHA’lar yerden 20-30 bin feet (6-9 km) irtifada uçabilir ve bu bakımdan bakışım, işitim ya da insansal karşılaşmalardan yalıtıktır. Bu manasıyla somut bir korku hali yarat(a)maz ki İHA’ları bu sebepten ötürü “edimsel olmayan (fiili olmayan) teknolojiler” olarak tanımlamayı uygun görüyorum.
BM Yüksek Komiserliğinin Çizdiği Kaygı/Korku Tablosunu Hatırlamak:
“Freud kaygının özel bir “hazırlıklı olma durumuyla” ilintili olduğunu belirtir. Kaygı hazırlığının olmaması travmaya yol açar” (age).   İHA’lar keşif, hedef izleme ve tespiti, atmosferik gözlem ve istihbarat gibi amaçlarla kullanılır. İHA’ların alâmetifarikası sahip oldukları hareket/harekât kapasitesinden ileri gelir; İHA’lar atmosferik gezintilerini “var olmayan varlıklarmışçasına” sürdürürler. Bedenlerin üzerinde asılı kalır fakat göze gelmez, işitilmezler. Bu yüzüyle, hazırlıklı olma durumuna fırsat tanımadıklarından, yol açtıkları kayıp ve hasarlar travmalar halinde belirir. İHA’lar fiziki zayiata yol açar. Dolayısıyla, pratik yansımaları ideolojiktir; yarattığı fiili zayiat, somut bir korku hali yaratır. İHA’lar (jeo)politik bir hamlenin maddi halidir. Somut bir fikir olarak, askeri sınaî endüstri ve kitle iletişim medyası gibi ideolojik ve baskı aygıtların bağrında sahnelenen kültürel bir gösterilene, duruma denk düşmektedirler.
İHA’lar eksikliği desteklemez:
Lacan’a göre kaygı “eksikliğin değil, eksikliğin desteklenmemesinin işaretidir, (…) kaygı nesnenin yitirilmesiyle değil, eksiklik olması gereken yerde nesnenin bulunmasıyla ilintilidir” (age, s.285). Militer terminoloji İHA’ları düşük “zayiat maliyeti” (hedef alınan canlı yaşamı ve pilotlar gibi) dolayısıyla rasyonalize eder ve söylemsel düzeyde normalleştirir. Militer figürler İHA’ların “hedef algılamada” (target sensoring) gösterdiği üstün başarı (precision) dolayısıyla, istenmeyen zayiat maliyetini (masum sivil ölümleri gibi) olası en aza indirdiği görüşünü paylaşmaktadırlar.   
Oysa militer otoriteler başka işitirken, istatistiklerin dili başka söyler[1]. İHA’lar keşif uçuşlarıyla muğlâk/kesinlik arz etmeyen kimi verileri toplar ve analistlere sunar. Bu verilerin anlamlı bir bütün haline getirilmesi belirli bir teknik “yorumsama” sürecini gerekli kılar. Artı kılın[2] yöneldiği öteki uç “tüm yaşam formlarını soyutlayarak homojenize eder. Yaşam formlarını birer kategoriye dönüştürür” (Wall, 2011, s.240). Fakat artı kılın gösterdiği yüzey canlı yaşamı gözden kaçıramaz, eksikliği göstermekten uzaktır. İHA’lar topladığı yoruma açık göstergeler dolayısıyla nesnel ve/veya öznel varoluşlara işaret ederek eksikliği desteklemez. Nesne ve/veya yaşam formlarını göstererek eksikliğin olmadığını imler.
Bu durum, Lacancı manada somut bir kaygı haline çanak tutar. Yer küreyi seyre dalan İHA kontrolörü, bulmak istediği eksikliğin yerine yaşam formlarını bularak, anlam veremediği bir tekinsizlik duygusuna kapılır. Bu, kişide kaygının uyandığı momentten başka bir şey değildir. Kontrolör kaygıyla baş etmek için fanteziler yaratır. Kişi angajman sahasından uzakta, kumanda odasının başındadır. Yarattığı fanteziyle içinde bulunduğu anı sanki “video oyunu” oynuyormuşçasına kurgular. Bu esnada “İHA’dan akan dijital görüntüler askeri teknoloji ağının uzandığı tüm noktalara iletilir, cephe hattının binlerce kilometre uzağında yer alan askerler, nihayet tüm olup biteni gerçek zamanda gözlemliyordurlar; tıpkı bir video oyunu gibi” (Scachtman’dan aktaran Wall, 2011, s.248).
Kontrolör edindiği haz kırıntısının bir kısmını ekranın öteki ucunda yer alan izleyiciyle paylaşır. İzleyici İHA’nın yarattığı zayiatı bir röntgenci edasıyla dikizler. Tatmin edilmeye dönük dürtülerini yeniden üretecek olan eyleme halini ise bir başkasına yükler. “Avusturyalı filozof Robert Fahler, öznenin kendisi yerine keyif almayı bir aracıya havale ettiği durumları ayırt etmek üzere edilgileşim (interpassivity) (…)” (Salecl, 2014, s.297) kavramını türetmiştir. Buna göre izler kitle, operatörün “imha butonuna” basarak yarattığı tahribatın ortaya çıkaracağı geçici hazzı fiili olarak tadamaz. Bir başkası onun adına bu hazzı alır, bu da izler kitlenin içinde bulunduğu izleme edimine yabancılaşmasından başka bir şey değildir. Burada oluşan seyir fetişizmini yaratan da, kendi yaratımından histerik bir keyif alan da, görev duygusunu tatmin ederek “vicdanını” rahatlatan da, eylemleri dolayısıyla iktidar söylemince kutsanan da “mezar kazıcı” kontrolörlerden başkası değildir.
İHA’lar ve Yüz:
İHA’ların canlı hedeflerle kurduğu angajmanı “uyuşuk” ya da “hissiz” benzeri tanımlamalarla tarif edebiliriz. Kontrolörün yok etmesi beklenen yaşam formlarıyla olan iletişimi yüz yüzelikten uzaktır. Ötekinin, kontrolörün ve artı kılı seğirten izler kitle karşısındaki konumu,  yaralayıcı bir asimetrinin ve çaresizliğin gösterilenine dönüşmekten ibaret olsa da
Tüm çıplaklılığı ve savunmasızlığıyla göze gelen ötekinin yüzü adeta “Beni öldürme” yakarışını seslendirir. Yüzün buradaki savunmasızlığı bir arzu olarak özgürlüğüme yönelen pasif bir direniş halidir. Yüzü ele veren herhangi bir ifade örneği direniş ve savunmasızlığı harmanlayarak bir araya getirir. Levinas ötekinin yüzünü dul, öksüz ya da yabancı olarak niteleyecektir (Bettina, 2006).    
Ötekinin yüzünü perdeleyecek ve gerek kontrolörün gerekse de izleyicinin dikkatinden kaçıracak her türlü girişim, ötekinin beden bütünlüğünü göz ardı etmeye, yaşama hakkını hiçe saymaya dönük eylemleri duygulanımdan koparmaya hizmet edecektir. Düşünün ki, katline karar verilenin kim olduğunu bil(e)miyor, onunla yüz yüze dahi gel(e)miyor, göz kontağı kuramıyorsunuz… Bu durumda, ötekinin katli  “istenmeyen zayiat” hanesine işlenerek kolaylıkla sembolik düzene aktarılabilir bir hal alıyor. Savaşın aseptikleştirilerek insansızlaştırılması, ötekiyle hâlihazırda kurulamayan empatinin ütopik bir hal almasına yol açıyor.   
Kaynakça
Salecl, R. (2014). “Savaş Sanatları ve Savaşın Sanatı”, Ali Artun (Ed.), “Kültür Çağında Sanat ve Kültürel Politika içinde” İstanbul: İletişim
Sloterdijk, P. (2009). “Terror from the Air”, London: MIT Press
Wall, T. (2011). “Surveillance and Violence from Afar: The Politics of Drones and Liminal Security-scapes”, Theoretical Criminology, 15(3), 239-254

Elektronik Kaynakça

http://plato.stanford.edu/entries/levinas/





[1] http://www.thebureauinvestigates.com/category/projects/drones/drones-graphs/
[2] Nişancının nişan almasını kolaylaştıran “artı” şeklindeki imleç