Çarşamba, Nisan 08, 2015

Ivory Tower (2014) Belgeseli: Cooper Union İşgali ve Parasız Eğitim


Washington yakınlarındaki Alexandria kentinde sıcak ve nemli bir gün yaşanıyor. Ancak sıcaklık, yaz aylarını çalışarak geçiren üniversite öğrencisi Brandon Attilis’i durdurmuyor. Yazın kazandığı parayı, kış aylarında üniversite masraflarını karşılamak için kullanacak.
It’s a hot, muggy day at Port City Brewery in Old Town Alexandria, just a stone’s throw from Washington D.C., but the heat does not slow down Brandon Attilis, a college student who spends summers working for extra cash. The money will come in handy when he is away at college renting a house with two of his friends.“

Brandon

Voa News için yaptığı haberde Penelope Poulou[1], “borç altında ezilen Amerikalı öğrencileri anlatan” Andrew Rossi’nin (Ivory Tower-2014) belgesel filmini, bir “umut” figürü olarak karşımıza çıkardığı üniversite öğrencisi Brandon Attilis’in öyküsü ile harmanlayarak sunuyor. “Washington yakınlarındaki Alexandria kentinde sıcak ve nemli bir gün” yaşanırken bu “sıcaklık, yaz aylarını çalışarak geçiren üniversite öğrencisi Brandon’ı durduramıyor”, çünkü o “yazın kazandığı parayı, kış aylarında üniversite masraflarını karşılamak için kullanıyor”.

Çocuklarının doğumundan kısa süre sonra üniversite masrafları için para biriktirmeye başlayan Brandon’ın annesi Chris Attilis, dört yıllık üniversite harcını peşin ödediği gibi, daha ucuza geldiği için yurtta kalmayan Brandon’ın ev kirasını da karşılıyor. “Çalışkan bir öğrenci ve iyi bir iş ahlakı olan” ve sadece diğer faturaları ödemek için yaz ayları çalışan Brandon, “borca girmeden üniversite okuyabildiği için kendini çok şanslı hissediyor”. Haber, şu cümlelerle bitiriliyor: “Diplomasını alıp iş hayatına atılmayı, kariyer basamaklarını tırmanmayı ve bir aile kurmayı hayal ediyor. Bütün bunları yaparken de, üniversite eğitiminden kaynaklanan borcun önünde engel oluşturmayacağını biliyor.” Poulou bize, “20 yıl öncesine kıyasla bugün üniversite eğitimi katlanarak artan ve çok sayıda öğrenciyi bankalardan kredi almaya zorlayan bir masraf haline gelse” de, Chris gibi “sorumlu ve fedakar” anneler ile masrafları karşılamak için yaz ayları çalışan ve “iyi iş ahlakı olan” Brandon gibi çalışkan öğrencilerin, bu durumdan etkilenmediğini söylüyor ve bu figürleri örnek alınması gereken “model”ler olarak gösteriyor.

Rossi

Andrew Rossi, üniversite masraflarının, 1978’den beri yüzde 1,100 oranında arttığını, bu artışın bir nedeninin de, hükümetin yüksek eğitimi daha az sübvanse etmesi olduğunu söylüyor. Rossi, mezun olan öğrencilerin yarısının ya iş bulamadığını ya da niteliğinin çok altında işler bulduğunu, istihdam pazarının darlığına rağmen üniversitelerin harç ücretlerini sürekli arttırdığını, öğrencileri etkilemek için baş döndürücü kampüsler inşa ettiklerini ve bu inşaat masraflarının öğrencilere ödetildiğini anlatıyor.

Burada gözden kaçmaması gereken husus, belgeselin temel sorusunun ne olduğu. “Bu yüksek bedeli ödemeye değer mi?” sorusuna odaklanan Rossi, birçok öğrencinin çok pahalı olduğu için üniversiteye gitmemeyi tercih ettiğini, bazılarının online eğitimi denediğini söylüyor. Bu kapsamda belgeselin değindiği alternatif deneyimler; MOOC (Massive Open Online Course-Kitlesel Çevrimiçi Açık Ders) ve Udacity, Deep Springs College[2], Hacker-houses[3] ve Cooper Union. Parasız eğitim talebini içeren Cooper Union deneyimi, bu yazının konusu bakımından, daha detaylı bir bakışı hak ediyor.




Cooper Union

Rossi, üniversite öğrencilerinin Cooper Union işgal deneyimine, belgeselin temel sorusu çerçevesi içinde kalarak yaklaşıyor ve 65 gün süren 2013 işgalini bu bağlamda ele alıyor, anlatıyor.

1859 yılında Peter Cooper tarafından kurulan ve öğrenim ücretinin söz konusu olmadığı vakıf üniversitesinin[4] mütevelli heyetinin, 2014 yılından itibaren öğrencilerin öğrenim ücreti (dönem başına 19.000 $) ödeyeceğini duyurması üzerine (Nisan 2013) öğrenciler Başkan Jamshed Bharucha’nın ofisini işgal ediyorlar (Mayıs 2013).[5] Böylece, Üniversitenin harç yükümlülüğü getirme planı ikinci kez denenmiş oluyor. 2012 yılındaki ilk denemede de öğrenciler işgal ile karşılık veriyor ve planın hayata geçirilmesini engelliyorlar (Aralık 2012).[6] Üniversite yönetiminin, öğrenim ücretini 2014 yılından itibaren yeniden uygulamaya sokma girişiminde mevcut öğrencilere muafiyet tanıması ve bunun sadece yeni öğrenciler için söz konusu olacağını ilan etmesi de kendileri karardan etkilenmeyecek mevcut öğrencilerin işgal eylemine girişmesini engellemiyor. Neticede, 65 gün süren işgal eylemi, ücretsiz eğitimin geleceği üzerine çalışacak 16 üyeli bir çalışma grubunun kurulması konusunda varılan anlaşma ile bitiriliyor.[7]

Rossi için temel problem üniversite eğitiminin öğrencileri yüksek meblağda kredi borcu altına sokması, sonrasında ise iş garantisi sağlamaması nedeniyle bu masrafa değip değmediği. Öğrenim ücretleri, hükümetin desteğini çekmesi ve üniversitelerin öğrencileri cezbedecek pahalı inşaat projelerine girişmeleri nedeniyle artıyor. Bu bağlamda Cooper Union örneğinde Rossi, başkan Bharucha’nın finansal hatalarına, yeni inşaat projesiyle üniversiteyi soktuğu finansal yüke ve fonları batırması gibi kişisel hatalara dikkat çekiyor, problemin kaynağını kendi temel sorusu çerçevesi içinde konumlandırıyor. Böylece, öğrencilerin buna karşı direnmesi, ücretsiz üniversite/eğitim hakkı talebiyle yola çıkılan işgal eylemi de “finansal çözüm” için ortak çalışma kararı ile sonuçlanıyor, yani alternatif olamıyor.

Sonra neler oluyor? Bunun için öğrencilerin internet sitesinin arşivine başvurmak gerekiyor.[8] Öğrenciler, Aralık 2013 ayında, çalışma grubundaki iyi niyetli çaba ve önerilerinin hep baltalandığını, dikkate alınmadığını ve Başkan ve üniversite yönetiminin bildiğini okumaya devam ettiğini açıklıyorlar. Çalışma grubu projesi yürümüyor. Bunun üzerine 2014-2015 yılında dava yoluyla öğrenim ücreti projesini engelleme yolunu izliyorlar. Dava masraflarını (ilk etapta 150 bin $, sonra 200 bin $) karşılamak için başta mezunlar olmak üzere hareketi destekleyenlerden bağış toplamaya çalışıyorlar. Bu süreç devam ederken, New York savcılığının da üniversite mütevelli heyetiyle ilgili bir soruşturma başlattığını haber veriyorlar (Mart 2015). Dava yoluyla mücadelenin dayanağı ise, üniversite yönetiminin kurucu Peter Cooper’ın iradesi (ücretsiz eğitim) dışında hareket etmeleri ve üniversiteye bu nedenle (öğrenim ücreti alınmaması) nedeniyle tanınan vergi istisna ve muafiyetleri. Öğrenciler, ücretli eğitime geçildiğinde bu istisna ve muafiyetlerin kaldırılabileceği riskine işaret ediyor ve bunun daha büyük finansal sorunlara yol açabileceğini savunarak yönetimi ikna etmeye/zorlamaya çalışıyorlar.

Rossi, diplomanın işe yaramadığını söylüyor ama neden insanların diplomaya ihtiyaç duyduğunu, şirketlerin neden yine de diplomayı aradığını/şart koştuğunu sorgulamıyor ve bir çözüm de önermiyor.[9] Farklı arayışlara değiniyor ve bunların da derde deva olamayacağını ima ediyor. Bu bile sorunun, yönetmenin maksadı ne olursa olsun, kapitalizmle ilişkilendirilmesine, makro ölçekte ele alınmasına zemin sağlayabilir. Cooper Union öğrencilerinin mücadele deneyimi ise 2012’den bu yana devam ediyor. Öğrenciler, “talep etme”den “çözümün ortağı” olmaya sevk edilmeye/eklemlenmeye çalışılsalar da, parasız eğitim taleplerinden vazgeçmiyorlar.