Cumartesi, Ekim 31, 2015

Ahmed el-Haldi (Ahmad al-Khaldi) ve portakal ve deniz



“Ben Arap Ahmet'im
Dedi
Ben kurşunlar
Ben portakallar
Ve düşler.”
“I am Ahmad the Arab,
he said
I am the bullets,
the oranges
and the memory

(Mahmoud Darwish, Ahmad Al-Za’tar)

Ankara Katliamı’nda, Hatay Halkevi ile birlikte katıldığı mitingte patlayan bombalar sonucu hayatını yitiren Ahmed el-Haldi (Ahmad al-Khaldi), “15 Mayıs 1988 tarihinde, yani Filistin halkının büyük trajedisi Nekbe’nin yıldönümünde dünyaya gelmiş”, İsrail’in “yıllardır ağır bir abluka altında tuttuğu ve sistematik katliamlar gerçekleştirdiği Gazze’deki Cebaliye (Jabalia) mülteci kampında doğup büyümüştü.” Uzun uğraşların ardından Türkiye’ye giriş izni alan ve 2013 yılında Türkiye’ye gelen Ahmed, Antakya’da Arapça ve İngilizce dersleri veriyor, aynı zamanda Halkevleri Ahmet Atakan Kütüphanesi’nde gönüllü Arapça öğretmenliği yapıyordu.[1] 


Ahmed, nişanlanmak için bir yıldır Gazze’ye dönmeye çalışıyordu. Ancak ambargo nedeniyle geri dönemedi: “Halk Meclisleri/Savaşa Karşı Yaşam Hakkı Meclisi’nin faaliyetlerine aktif olarak katılan Ahmed, uzun süredir, nişanlanmak için Gazze’ye gitmek istiyor ancak Siyonist oluşumun ve Mısır yönetiminin ablukası nedeniyle doğup büyüdüğü yurduna giremiyordu.” [2]



“Hatay Halkevi Başkanı Eylem Mansuroğlu, Ahmed Alkhadi'nin yaklaşık 2,5 yıl önce Hatay’a gelip buraya yerleştiğini belirterek, "Burada oturma izni var ve Antakya’da ikamet ediyor. Ahmed özellikle Arapça ve İngilizce dersleri veriyordu. Son iki yıldır Halkevi'nin gönüllü öğretmeniydi, çok sayıda yetişkin öğrencisi oldu. Ahmed, savaş karşıtı barışsever bir arkadaşımızdı. Filistin’den gelmiş olması, Gazze’yi Ramallah’ı, Filistin’de yaşanmış acıları yaşamış olması onda çok keskin bir savaş karşıtlığı oluşturmuştu ve bu yüzden Ankara’da düzenlenen mitinge hep beraber giderek barışı haykırmak istedik ama maalesef o dehşet verici patlama meydana geldi ve Ahmedimizi kaybettik, üzgünüz” dedi.”[3]



Ahmed’in ailesi Gazze’nin Cebalya mülteci kampında yaşıyor. Dünya Al-Vatan sitesinde yayımlanan habere göre, Ahmed’in 63 yaşındaki babası Mahmud, “Ahmed beni en son bayramda aradı, bayramlaştık. Kardeşlerine bayram harçlığı göndermişti. Dönmek için hala fırsat kolluyordu. Çünkü burada nişanlanacaktı” diye konuştu. Baba ölüm haberini önce Ahmed’in Katar’daki bir arkadaşının telefonla bildirdiğini, hemen sonra Filistin Büyükelçiliği tarafından kendisinin aranarak haberin teyit edildiğini söyledi. Ahmed’in 60 yaşındaki annesi yemek hazırlamakla uğraşırken eve gelen baba Mahmud, karısından durmasını, yemek hazırlamayı bırakmasını istedikten sonra acı haberi ona verdi. Oğlunun öldüğüne inanmak istemeyen, kabullenemeyen anne bunu şu sözlerle dile getirdi: “Ahmed ölmedi, yalan bunlar, Ahmed ölmedi.”[4]



“fakat sevmeyiz trenleri, yeni istasyonlar
yeni birer sürgün yerleri olduğunda… Tüm yolcular
dönerler ailelerine, fakat biz dönmeyiz her
hangi bir yuvaya.. Bizim için değil pencereler, her
dilde merhabalaşmak için…”

(Trende Bir Koltuk, Mahmoud Darwish)

Ahmed'in babası

Ahmed'in annesi

“Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin, Ankara’daki mitinge düzenlenen bombalı saldırıyla ilgili açıklaması (12 Ekim 2015): Türkiye’deki yoldaşlara
Ankara’da “emek, barış ve demokrasi” şiarı ve talebiyle Türkiye emekçi sendikaları ve odaları tarafından düzenlenen mitingin korkak bir terör saldırısına maruz kaldığını ve bu saldırıda yüz yirmiyi aşkın yoldaşı kaybettiğinizi ve yüzlercesinin yaralandığını büyük bir acı ve üzüntüyle öğrendik.
Emperyalizm, siyonizm ve onların bölgesel müttefiki olan gerici güçlerin bölgemize dayattığı terör ve savaş politikalarının durdurulması için verilen mücadelenin, bölgemizin ilerici ve özgürlükçü güçleri başta olmak üzere tüm bölge halklarınca ağır bedeller ödenerek yürütüldüğünü görüyoruz.
Aynı zamanda Filistin ve bölge halklarına, eyleme katılan Filistinli Ahmet Al-Haldi adlı gencin bu korkak saldırıda hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle duyurmak isteriz. Ahmet’in bu yürüyüşte şehit düşmesi, emperyalizm, siyonizm ve bölgenin gerici güçlerine karşı verilen mücadelenin hepimizin ortak mücadelesi olduğunu gösteriyor.
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi olarak bölgemizin yıllardır özlemini duyduğu barış ve demokrasinin gerçekleşmesi için eyleme katılan emekçi ve özgürlükten yana insanların bu korkunç terör saldırısına uğramasını kınıyoruz. Şehit ailelerine en sıcak taziye duygularımızı ileterek yaralılara acil şifa diliyoruz.
Şehitlerimiz, bölgemizde özgürlüğün, barışın, demokrasinin ve adaletin nihai zaferini halklarımızca hep beraber kutlayacağımız güne dek mücadele yolumuzu aydınlatacaktır.” [5]



Ahmed’in ölümünün öğrenilmesinin ardından, ailesinin Gazze’deki evinin önünde taziye çadırı açıldı. Al Jazeera'ye konuşan Ahmed’in babası Mahmud, Filistin Büyükelçiliği’nden cenazenin bir an önce Gazze’ye getirilmesini talep ettiğini söyledi: “Oğlumun vatanın toprağına gömülmesini istiyorum. Talebimi kabul ettiler. Ancak prosedürler uzadıkça uzadı. Beni arayıp bildiriyorlar. Ancak bugüne kadar hâlâ bitmek bilmedi. Prosedürlerin bu kadar uzun sürmesini hiç aklım almıyor.” Habere göre bu röportajda baba Mahmud oğlunun çalışmak için Türkiye'ye geldiğini belirtti: “Oğlum üniversite eğitimini tamamladıktan sonra burada iş fırsatları olmadığından yurtdışına gitmek istedi. Türkiye’ye vize alarak gitti. Orada dil eğitimini aldıktan sonra bir dil kursunda çalışmaya başladı. Antakya’daki kursta Arapça ve İngilizce dili eğitimini veriyordu.”[6]



Aile cenazeyi beklerken, cenazenin Gazze’ye ulaşmasında sıkıntı yaşanıyordu. Çünkü İsrail ve Mısır ablukası altındaki Gazze’ye girişler sınırlıydı ve cenazenin Mısır üzerinden gitmesi gerekiyordu.[7] Filistin İçin İsrail'e Boykot Girişimi bu soruna dikkat çekmek için bir basın açıklaması yayımladı.

“Boykot Girişimi basın açıklaması (21 Ekim 2015):
Refah Kapısını Açın! 10 Ekim Şehidi Ahmed’in Cenazesini Ailesine Ulaştırın!
10 Ekim Ankara Katliamı’nda hayatını kaybeden Filistinli arkadaşımız Ahmed el-Haldi’nin cenazesi, Mısır’a ulaşmış olmasına karşılık, Mısır yönetiminin Gazze’ye yönelik ambargosu nedeniyle 5 gündür ailesine ulaştırılamıyor.
Ortadoğu halkları, uzun süredir İsrail’in Gazze’yi bir mahrumiyet bölgesi haline getirmesini büyük bir öfkeyle izliyor. Bir aydan beri de gayri meşru oluşumunun Filistinlilere yönelik yargısız infazları, Filistin halkının ve dostlarının yarasına tuz basıyor.
Mısır’ın, Filistinli bir gencin cenazesine dahi sınırından Gazze’ye geçiş izni vermemesi, tam da bu dönemde Filistin’e yönelik insanlık dışı uygulamalarda, Siyonist işgalcinin ne yazık ki yalnız olmadığını gösteriyor.
Mısır hükümetine çağrımız, derhal sınır kapısını açması ve bu utanç verici uygulamaya bir son vermesi, arkadaşımızın cenazesinin ailesine ulaşmasını sağlamasıdır! Bu utanç Mısır'a yeter!
Tüm takipçilerimizi, Hatay Halkevi'ndeki dostlarımızın başlattığı kampanyaya destek olmaya çağırıyoruz. Bunun için sizden ricamız, Mısır’ın Ankara Büyükelçiliği’ni arayarak durumu protesto ettiğinizi, cenazenin bir an önce ailesine ulaştırılmasını talep ettiğinizi belirtmeniz.”[8]



Girişimler sonucunda Ahmed el-Haldi’nin cenazesi ailesine teslim edildi ve Ahmed 22 Ekim günü defnedildi: “Oluşan kamuoyu sonucunda cenaze aile adına Mehmet El-Haldi'ye teslim edilmiş olup bugün saat 13:00'da doğduğu direniş topraklarında Gazze'de defnedilecektir. Gösterdiği hassasiyetten dolayı tüm halkımıza teşekkür ederiz. Hatay Halkevi”[9]



AHMED ZAATAR*
 
Kekikten ve karamış taştan
O eller için
Bu çığlık
Unutulmuş ve yapayalnız
Ahmed için.
Gelip geçen bulutlar
Yurtsuz ve yabancı koydu beni
Ve yalnız dağlar cesaret ediyor
Beni bağrına basmaya
Kıraç bir toprakta.
Doğuyorum yine o eski yaralardan
Sokuluyorum toprağa
Bütün ayrıntılarını görünceye dek
Doğuyorum yine
Denizin taştığı yıl
Kül olmuş kentlerden
Kendimi yapayalnız bulduğum.
 
Ahmed'di o deniz
Kurşunlar arasından köpük köpük
Bir kamptı öfkeyle büyüyen
Yağan kekikti üstümüze
Ve savaşçılara
Ellerine ayaklarına baktı Ahmed
Unutulmuş trenlerin
Anılarıyla büyüyen
Kimsenin karşılamadığı
Kimsenin el sallamadığı
Yaseminlerle.
Ayakta dikildi yapayalnız
Kendini dinlediği gecelerde
Hakkın hasretini çekerek
Yirmi yıl
Yirmi yıl o yer senin bu yer benim
Dolaştı bir kimliği sora sora
Yalnız yanardağların yanıtladığı.
 
Ben Arap Ahmet'im
Dedi
Ben kurşunlar
Ben portakallar
Ve düşler.
Benim çadırımdır Tel Zaatar
Anayurt benim
Sürüp giden o yolculuk anayurda
Doğu'dan ta Batı'ya
Bilendi bütün kılıçlar
Ahmed tanımaya başlarken
Ellerini ayaklarını
Süzülen bir yıldız gibi
Bakıp bakıp Hayfa' ya.
Ahmed'di seçilen kurban
Kentler asfalt organlarını
Bırakıp arkalarında
Düştüler peşine Ahmed'in
Öldürmek için.
Doğu'dan ta Batı'ya
Cenaze törenini hazırlıyorlardı.
Giyotinlerden giyotin beğenip.
 
Ben Arap Ahmed
Gelsin kuşatmacılar!
Benim kal'am gövdem
Gelsin kuşatmacılar!
Ateş hattıyım ben
Kuşatacağım onları
Çünkü göğsüm
Sığınaktır halkıma
Gelsin kuşatma!
 
Uzanmış suyun karşısına
Küçük ayrıntılar arasında geziniyorum
Derken dağılmaya başlıyorlar
Akşamla birlikte
Yitiyorum
Uzaklardan gelen
Çıngırak seslerinin içinde.
Kanayan yerlerimden
Anlıyorum yaşadığımı.
 
Ayak bastığım her yol
Kaçınıyor benden
Kaçıyor
Gönül verdiğim her kent
Ceketimi fırlatıyor bana.
 
Şiirlere sığınıyorum
Düşlere
Anlıyorum çok geçmeden
Düşlerime kadar girmiş bıçaklar.
Bir mum yakıyorum
Kapanmayan yaramdan.
Bu gece
Bütün çakıl taşları soluyor
 
Ve damarlı.
Uzaklardaki güzel karım
Sessizliğin senin
Eritti bu ölgün geceyi
Banklar ve ağaçlar
Donup kaldı gölgende.
Hatırla beni
Kendimi unutmadan önce.
O kayalar mektubumdur
Yeryüzüne.
Yükseleceğim
Meyve küfelerinden
Denizden
Yükseleceğim yoksulun şarkısından
Onların şarkısından:
Yaşayacağız!
Yaşayacağız! diyen.
 
Kekikten ve taştan Ahmed
Yükseleceksin
Hayır! diyerek
Derinden esvap yapacak
Kırlardan gelen köylüler
Zalimleri ortadan kaldırmaya.
Bir çiçek olacak yumruğun
Bir bomba
Her gün hayır! demek için kalkan.
Kılıçlardan kesik kesik gövden
Yeniden yapılacak
Doğacak güneşlerden
Ve dalgalarla nikâhlanacak
Giyotin altında
Hayır! diyeceksin
Hayır!
 
Akan kanımda öleceksen
Yeniden doğmak için
Un çuvallarından.
Geleceğiz ses vermek için sesine
Bizi çağırdığın zaman
Ve ölümün çehresi
Yitip gidecek sözlerimizden.
Eli ölümün
Savurup atacak bizi
Yalın bir yurda doğru
Yasemin bir düşün beklediği.
 
Kuşlar bana bıraktı şarkılarını
Ve ben koştum
Yürek atışına tarlaların.
Kanımın derinliklerine in
Derinliklerine in
Derinliklerine ekmeğin
Yalın bir yurdumuz olsun
Yasemin bir düşün beklediği.
Her günkü Ahmed
Saf ve Basit Ahmed
Nasıl kaldırdın ayrılıkları
Meyveyle taş arasında
Kurşunla geyik?
Arap Ahmed, diren!
Kuşatma altında gezeceğiz
Ulaşıncaya dek kıyısına
Ekmeğin ve dalgaların.
Öleceğiz düşü uğruna
Bir yurdun
Ve bekleyen yaseminlerin.
 
Onda Güz'ün eğrileri var.
Kandaki şiirdir Ahmed.
Dağlar gibi kırışık yüzü
Yankısı çağıran seslerin
Birleşen gövdelerin.
Ey tanınmayan Ahmed
Nasıl yaşadın aramızda
Tam yirmi yıl
Hâlâ belli belirsiz yüzün
Hep çizgilerinde dolaştığımız
Tanınmayan yüzün
Ey ormanlar
Alevler kadar gizli Ahmed
Bize yüzünü tanıt
Söyle son sözünü
Dağılacağız sessizlikte
Geri adım atacağız
İşitsin diye ölüler sözlerini
Yaşayanlar
Belki tanır diye çizgilerini.
Ahmed
Ahmed kardeşim
Kahramanca ölümünü bekliyoruz
Ne zaman?
Ne zaman?
Ne zaman?
 
 
 
          Mahmud DERVİŞ
 
 
          Çeviren : Erdal ALOVA
 
* Beyrut'ta bir Filistin kampı olan Tel Zaatar Lübnan iç savaşı sırasında 
iki ay kuşatma altında kalmıştı. Filistinliler güç koşullar altında kuşatmaya 
karşı direnmişlerdi. Arapça'da "kekik dağı" anlamına gelen Tel Zaatar 
Filistin direnişinin bir sembolü haline geldi. Hayali bir kahraman olan 
Ahmed Zaatar sürekli yerinden edilen ve sürgünde yaşayan Filistinlilerin 
binlerce adsız kahramanını temsil etmektedir.


Palestinian teacher who survived Israeli attacks on Gaza dies in Ankara blast
Sarah Irving- 11 October 2015

Ahmad al-Khaldi survived repeated Israeli attacks and years of siege while growing up in Gaza’s Jabaliyarefugee camp, only to be killed by the bombing of a pro-Kurdish peace rally in the Turkish capital Ankara on Saturday.
Twin blasts killed more than 120 people and injured hundreds more.
Al-Khaldi had moved to Turkey two and a half years earlier to study and teach, according to the Palestinian news website Donia al-Watan.
Ahmad’s father, Mahmoud al-Khaldi, received the news of his son’s death from a friend in Qatar, the article states.
He then confirmed the information with the Palestinian Authority embassy in Turkey, telling them that the family’s only wish was that Ahmad’s body should be returned to Gaza for burial.
Mahmoud added that his son had been planning to return to Gaza to get married and that he had missed his family and home in Palestine – but had been prevented from returning by Egypt’s near-constant closure of the Rafah crossing, the only route for the vast majority of Palestinians to enter or exit Gaza.
An article on the website of the Turkish organization Sendika outlined the political and social commitments that took al-Khaldi to the Ankara demonstration.
He was involved with the Halkevleri (People’s Houses) network for community education, and taught Arabic in the Halkevleri center in his adopted town of Antakya, in southern Turkey near the Syrian border.
Al-Khaldi was also, according to Sendika, an active member of a Turkish organization called the “Assemblies of the Right to Live.” It was established to resist what left-wing activists say are Turkish state-protected jihadist groups which attempt to enforce conservative social norms in the Antakya region.
“Al-Khaldi’s friends said Ahmad had struggled in Gaza, Palestine, and survived the Israeli occupation, but was murdered in a peace march in Ankara, Turkey,” the Sendika post says. ”One friend asked, ‘How will I ever explain this to his family?’”
A message posted on Facebook by Palestine-focused publishing house Intifada Yayinlari (Intifada Publishing) said, in Turkish, Arabic and English, “We lost our brother Ahmad al-Khaldi from Gaza in Ankara blast yesterday. Condolences to our Palestinian people.”


Palestinian killed in Ankara attack was waiting to come Gaza to get marry

2015-10-11
Donia Al-Watan
The Palestinian youth Ahmed was walking in a street leading to the train station before a terrorist explosion had hit the Turkish capital od Ankara where 86 civilians were killed and 186 had been injured.

The 26 years old Palestinian man Ahmed Mahmoud Al-Khaldi from Jabalia Camp, north of Gaza didn't know that a train will take him away to paradise,and he was also seeking to travel from Gaza searching for a ticket would take him into a place achieving his paradise dreams in the strip which is still facing the Israeli siege since more than 9 years.

When Ahmed managed to get a ticket for travelling from Gaza to Turkey since 2.5 years to study and work there as a teacher in one of the teaching institutes, a group of terrorists had cut a last ticket to pass away in one of the Turkish roads..

On Saturday evening, a touched phone call came to his family saying that their son was killed in the last Turkish explosion happened in the train station. 

The martyr's father who was feeling sad said to the Donia Al-Watan correspondent " a phone call came from Ahmed's friend that he had had a news about an explosion happened in Turkey and among of killers your son Ahmed."

He also added " the Palestinian embassy in Turkey called us and confirmed the news and the manager connected with us to know our demands, so all what we need is to burn our son in one of Gaza's cemetery.

While he was telling us about his life's son and his plans to marry in Gaza , his tears fell down his eyes when he remembered his last call with him saying it was in Al-Adha Eid he congratulated on me ,his mother and his family but Ahmed has died and thanks Allah for everything"

When we entered Ahmed's house to meet his mother, we realized that the explosion had hit the family house too after his death"

The mother of Ahmed, years old, said how she met this bad news : it's supposed to make food in the home with his sisters when his father came and said stop everything then I said why ? and he was saying nothing, nothing but when insisted to know what happened he said your son Ahmed was killed " She also added, I couldn't believe this so far and asked his father what did he kill for ? And he said I didn't know then I said my son wasn't killed.

Ahmed wished he could come back to the house because he was missing us and he was waiting the opening of Rafah crossing for this reason, but the continuous closing of crossing banned that wish to achieve for hugging my son ,so the last request for us is to bring back our son's body for burning him in his home here.

http://english.alwatanvoice.com/news/2015/10/11/790699.html


PFLP condemns Ankara Massacre: the martyrs will live on in our struggle


We express our deep grief and sorrow to our comrades in Turkey upon the news of the criminal terrorist attack on the march in Ankara for peace and democracy, organized by the labor movement, trade unions and syndicates in Turkey. Over 120 comrades were killed in this attack which wounded hundreds.
We see once again in this attack that the peoples of the region, and at the forefront, the progressive forces and the forces of liberation, are paying the highest price in the ongoing struggle against war and the terrorist policies imposed by imperialism, Zionism, and their agents – the reactionary powers and forces in the region – against our peoples.
At the same time, we also share our grief in the loss of the young Palestinian, Ahmad al-Khaldi from Jabalya in Gaza, who was involved in the demonstration and who was martyred in this horrific aggression. Ahmad fell alongside his fellow martyrs of the peoples of our region, in this march, and confirms once again that the struggle against imperialism, Zionism and their proxy reactionary forces is a common struggle for all of us.
We in the Popular Front for the Liberation of Palestine affirm that the labor movement, the working class and the forces of liberation and progress that came to participate in this march are the best hopes for our people for true peace and democracy. We also send our deepest condolences to the families and the comrades of the martyrs and wish a speedy recovery to the wounded.
The martyrs will live on in our struggle until all of our peoples celebrate the victory of freedom, peace, democracy and justice.

Open the Rafah Border! Hand over the remains of the 10 October Martyr Ahmed!
The remains of our Palestinian comrade Ahmed Alkhaldi, who was killed in the 10 October Ankara Massacre, has reached Egypt, but the body has not been delivered to his family in Gaza since 5 days due to the Egyptian administration’s embargo against the territory.
The peoples of the Middle East have long watched with anger as Israel turns Gaza into a zone of privation. Furthermore, for the past month, the illegitimate entity has been rubbing salt into the wounds of the Palestinian people and their friends with extrajudicial murders targeting Palestinians.
Egypt’s refusal to permit the delivery of a Palestinian youth’s remains to Gaza demonstrates that the Zionist occupiers are, unfortunately, not alone in committing inhuman acts against the Palestinian people.
We demand that the Egyptian government immediately end this shameful practice and open the border gate to allow Alkhaldi’s family to claim his remains. This shame is enough for Egypt!
We call on all our followers to support a campaign launched by our friends in the Hatay Halkevleri and request that you call the Egyptian Embassy in Ankara and demand that Alkhaldi’s remains be immediately handed over to his family.
BDS Turkey
21.10.2015


12 Ekim
Anne ve babasının röportaj videosu

22 ekim
Cenaze videosu


PDF

https://www.academia.edu/17538997/Ahmed_el-Hamdi_Ahmad_Al-Khaldi_ve_portakal_ve_deniz



[1] Filistin için İsrail’e Boykot Girişimi, 12 Ekim 2015, https://www.facebook.com/FilistinIcinIsraileBoykotGirisimi/posts/1034903663207498
[2] Filistin için İsrail’e Boykot Girişimi, 12 Ekim 2015, https://www.facebook.com/FilistinIcinIsraileBoykotGirisimi/posts/1034903663207498
[8] https://www.facebook.com/FilistinIcinIsraileBoykotGirisimi